Hırka-i Şerif Camii

Mübarek Ramazan ayına veda ederken, Cami Gezgini ekibi olarak Hırka-i Şerif Camii’ni ziyaret ettik. Ramazan ayına has olarak Peygamber Efendimiz’in hırkasının sergilendiği bu mekana gitmek bize de nasip oldu çok şükür. Esma ve Betül’ün dışında, bu hafta Hazal Parlak arkadaşımız da bize eşlik etti. Umarım gördükleri güzelliklerden memnun kalmışlardır diyerek yazımıza geçiyoruz.

Hırka-i Şerif Camii 1851 yılında mübarek hırkanın muhafaza edilip ziyaret edilebilmesi için Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmış. Lakin maalesef caminin içine girme fırsatı bulamadık, çünkü cami 2,5 yıldır restorasyondaymış. Ramazan dolayısıyla restorasyona kısa bir ara verilmiş ve Hırka-i Şerif ziyarete açılmış. Yine de vakit namazları caminin içerisinde değil, avluda kurulmuş olan çadırın altında hasırlarda kılınıyor.

Cami Gezgini ekibi olarak göremediğimiz bir camiyi anlatamazdık, ancak mevzu bahis Hırka-i Şerif olunca bütün bir yazıyı bile buna ayırabileceğimizi fark ettik. Çoğumuz hikayeyi biliyordur, ama biz yine de hatırlatmak istiyor ve sizi Yemen’e götürüyoruz.

Anneye itaat, Veysel Karani

Asr-ı Saadet zamanlarında Yemen ülkesinin Karan köyünde Üveys isminde bir genç yaşarmış. Annesinden başka kimsesi olmayan Üveys, deve çobanlığı yaparak geçinen oldukça fakir birisiymiş. Hemen hemen tüm Karan köyü puta taparken, Üveys iman etmiş ve insanlara İslam’ı anlatmaya çalışıyormuş.

Yıllar geçmiş, Üveys Allah’ın veli kullarından biri olmuş. Ünü tüm Yemen’i sarmış ve insanlar ona Üveys-el Karani demeye başlamış. Lakin Üveys’in çok büyük bir acısı varmış. Kendisi bir peygamber aşığı olmasına rağmen, Peygamber Efendimizi hayatı boyunca hiç görmemiş. Onu görmek, onunla konuşmak için yanıp tutuşuyormuş; ama yaşlı annesini de bir başına bırakamıyormuş.

Bir gün Üveys dayanamayıp annesine yalvarmış. “Anneciğim, dayanamıyorum. Peygamber aşkı ile yanıp tutuşuyorum. İzin ver de Resulullah’ı görmeye gideyim.” Üveys’in annesi ise “Beni bir başıma bırakıp mı gideceksin? Hem ne bir deven var ne de atın, Medine’ye varman haftalar sürer.” yanıtını vermiş. Üveys ısrarına devam edince annesi dayanamamış ve “Peki git, ama Medine’ye varınca doğruca peygamberin evine gideceksin ve eğer evde yoksa onu beklemeden geri döneceksin.” demiş. Üveys bunu kabul etmiş ve annesine söz vererek düşmüş yollara.

Haftalarca bir başına çölde yol yürümüş ve sonunda Medine’ye varmış. Etrafta gördüğü insanlara peygamberin evini sormuş ve en sonunda evin önüne kadar gelmiş. Kapıyı peygamberin hanımı açmış ve Üveys’in perişan halini görünce sormuş. Üveys Resulullah’ı görmek için Yemen’den yürüyerek geldiğini söyleyince peygamberin hanımı çok şaşırmış ve “Tüm yolu sadece Resulullah’ı görmek için mi geldin?” diye sormuş. Üveys büyük bir heyecanla “Evet!” demiş ve aynı heyecanla “Resulullah evde mi?” diye sormuş. Lakin Peygamber Efendimizin hanımı Allah’ın elçisinin Medine dışında olduğunu ve onu görmek için beklemesi gerektiğini söylemiş. Bu sözler üzerine yüzü sapsarı kesilen Üveys hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Ne olduğunu soran peygamberin hanımına, “Anneme Resulullah evde değilse doğruca geri döneceğime söz verdim.” buyurmuş. Ve Resulullah’a selam söylemelerini isteyerek, eve doğru yola çıkmış. (Kaynak)

Hırka’nın Veysel Karani’ye gelişi

Peygamber Efendimizin vefatı yaklaştığında ona “Hırkanızı kime verelim?” diye sordular. Peygamber Efendimiz de “Üveys-i Karnî’ye verin.” buyurdu. Resulullah’ın vefatından sonra Hz.Ömer ve Hz.Ali Kufe’ye vardığında oradakilere Veysel Karani’yi sordular. Onlar ise “Biliyoruz. O, sizin aradığınızdan pek aşağı bir kimsedir. Divanedir.” dediler. Bunun üzerine onu aradığını söyleyen Hz.Ömer’e “Arne vadisinde develerimize çobanlık yapmaktadır, biz de karşılığında ona akşam yiyeceği veririz. Saçı sakalı karışıktır, şehirlere gelmez.” dediler.

Hz.Ömer ve Hz.Ali onun bulunduğu yere geldiğinde Veysel Karani namaz kılıyordu. Namazı bitirince Hz.Ömer kalkıp ona selam verdi. Selamı alınca Hz.Ömer “İsmin nedir?” buyurdu. “Abdullah, yani Allah’ın kulu” dedi. Bunun üzerine “Hepimiz Allah’ın kullarıyız; esas ismin nedir?” diye sordu Hz.Ömer. “Üveys” cevabını verdi. Hz.Ömer ise sağ elini göstermesini istedi, Veysel Karani de gösterdi. Bunun üzerine “Peygamber Efendimiz size selam etti. Mübarek hırkasını gönderip, ‘Alıp giysin, ümmetime de dua etsin.’ diye vasiyet etti.” dedi. “Ya Ömer! Ben zayıf, aciz ve günahkar bir kulum. Dikkat et, bu vasiyet başkasına ait olmasın?” deyince, Hz.Ömer “Hayır Üveys, aradığımız kişi sensin. Peygamber Efendimiz senin eşkalini ve vasfını belirtti.” cevabını verdi. Veyse Karani bu olayların üstüne hırkayı aldı, öpüp kokladı, yüzüne sürdü. (Kaynak)

Hırka-i Şerif’in Günümüze Aktarılması

Hz.Muhammed’in vasiyeti üzerine Veysel Karani’ye verilen mübarek hırka, Karani’nin ardından çocuğu olmadığı için kardeşi Şehabeddin El Üveysi’ye kalmış. Nesilden nesile bu değerli emanete sahip çıkan Üveys ailesi, Irak ve Güneydoğu Anadolu’da ikamet ettikten sonra burada sık sık meydana gelen çarpışmalar sonucunda Kuşadası’na göç etmiş. Aile 1600’lü yılların başlarında Sultan I.Ahmet’in isteği üzerine İstanbul’a gelmiş ve kiraladıkları evde hırkayı ziyarete açmış. Daha sonralarında bu evin yetersiz kalması ile Sultan Abdülmecit’in inşa ettiği Hırka-i Şerif Camii’ne geçiş yapılmış.

Bugün, Karani’nin 59.kuşaktan torunu Barış Samir Hırka-i Şerif’in muhafaza görevini üstlenmiş durumda. Makine mühendisi olan Barış Samir, aynı zamanda müzisyenlik de yapıyor. Cami Gezgini ekibi olarak Barış Beyle görüşmek istedik, lakin biz gittiğimizde orada bulunmuyordu. Sorularımızı 58.varis olan Barış Samir’in annesi cevapladı. Nesillerce bu emanete nasıl sahip çıkmaya çalıştıklarını anlattı ve Hırka-i Şerif’in öneminden bahsetti. Kendisinin isteği üzerine buradan çok detay vermiyor, bizimle yaptığı görüşmeden dolayı teşekkür ediyoruz.

Peygamber Efendimiz Miraç’a Çıkarken

Rivayete göre Peygamber Efendimiz’in miraç’a çıkarken üzerinden çıkardığı son elbise olan Hırka-i Şerif, bizzat Peygamber Efendimizin tenine değdiği için oldukça değerli sayılıyor. Çoğu kutsal emanette olduğu gibi Hırka-i Şerif’in da yanında 24 saat Kur’an-ı Kerim okunuyor. Yine oradaki bir hocadan aldığımız bilgiye göre Hırka-i Şerif Camii’nde görev yapan her hocanın bir saat aralığı varmış. Örneğin bizim konuştuğumuz hoca her gece 2:00 ile 4:00 arasında gelip hırkanın başında Kur’an okuyormuş. Oldukça zorlayıcı ama bir o kadar da değerli bir görev olsa gerek.

Hırka-i Şerif Camii’nin esas hocası olan Mustafa Uyar hoca da biz oraya gittiğimizde izindeydi. Daha sonra kendisi ile telefon üzerinden konuşup bilgi aldık. 18 yıldır bu camide görev yapan Mustafa hoca, ilk olarak 1976 yılında Eskişehir’de müezzin olarak göreve başlamış. 2,5 yıldır restorasyonda olan camideki inşaata Ramazan dolayısıyla ara verilmiş. Hırka-i Şerif ise sadece Ramazan ayında açılıyormuş. Ramazan’ın ilk cuması ziyarete açılıp, arefe günü ikindi namazına kadar devam ediyormuş. Yüz yüze görüşme fırsatı bulamadığımız Mustafa hoca, bayramdan sonra tekrar gelirsek daha detaylı konuşabileceğini belirtti. Kendisine yardımlarından ve bu güzel teklifinden dolayı da buradan teşekkür etmek istiyoruz.

Bu yıl Ramazan’a veda etmek üzereyiz, lakin Hırka-i Şerif’i henüz hiç görmemiş olan varsa önümüzdeki sene mutlaka gidip kendi gözleri ile görmesini Cami Gezgini ekibi olarak şiddetle tavsiye ediyoruz. Restorasyon bittikten sonra Hırka-i Şerif Camii’ni tekrar ziyaret etmek isteği ile, tüm okurlarımıza hayırlı bayramlar!


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/mdolmaci/public_html/camigezgini.com/wp-includes/class-wp-comment-query.php on line 405