Çakır Ağa Camii

Cami Gezgini olarak 5.durağımız Kapalıçarşı’nın içinde bulunan Çakır Ağa Camii‘ydi. Değerli arkadaşımız Rukiye Betül Gültekin’in daveti üzerine yaptığımız gezide, Ayşe Merve Süt ve Mehmet Naimoğlu da bize eşlik etti. Camiye geçmeden hemen önce kapalı çarşıda bir kafede ekibe çay ısmarlayan Betül’e de henüz yazıya başlamadan teşekkür etmek istiyorum. Lafı da çok uzatmadan ilginç yapısı ile Çakır Ağa Camii’ni anlatmaya başlıyorum.

1479 yılında Fatih’in Çakır Subaşı’sı tarafından yaptırılan bu tarihi caminin girişi oldukça ilgi çekici. Kapalıçarşı’nın içerisinde yer aldığı için turist ve yerli halk kalabalığının arasında ilerlerken bir anda karşınıza çıkıyor Çakır Ağa Camii’nin tabelası. Tabelanın hemen yan tarafında yukarı doğru tırmanan dik merdivenleri görüyorsunuz. Bir de hemen merdivenlerin yanında duvara yapışık yeşil bir alan göze çarpıyor. Daha sonra daha dikkatli bakınca anlıyorsunuz ki, burası caminin minaresi!

çakır ağa camii minaresi

Açıkçası bu minare aktif olarak kullanılıyor mu yoksa sadece temsili olarak mı orada duruyor, bir fikrim yok. Çünkü vakit girerken biz içerideydik. Ancak gözlemlediğim kadarıyla oraya çıkmak pek kolay olmasa gerek. Merdivenleri duvara yapışık ve çapraz bir şekilde duruyor. Yine de bu minarenin, kendine özgü yapısı ile gelip geçenlerin dikkatini çektiği aşikar.

22 adet dik merdiven ile çıkılan caminin bir diğer ismi de, Merdivenli Mescid. Bu ismi hak ettiğini söylemem gerek, çünkü bu merdivenler sayesinde camiye girebilmek bile insana ayrı bir sevap kazandırıyor. Her ne kadar böyle söylemek biraz abartıya kaçmış da olsa, Çakır Ağa Camii’nin merdivenleri bahsedilmesi gereken hoş bir detay.

Merdivenlerin sonundaki alanın dar olması ve ayakkabı giymenin/çıkarmanın zor olması sebebi ile özellikle namaz çıkışlarında bu kısımda oldukça yoğun bir trafik oluşuyor. Bu yüzden özellikle camiden çıkarken abdesthane ve lavaboların da bulunduğu arka kapıyı tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda bu sayede caminin arka kısmındaki bölümü de görmüş olursunuz.

Çakır Ağa

Çakır Ağa Camii’nde akşam namazını eda ederken en çok ilgimi çeken ayrıntı, cami cemaatiydi. Ezan okunmadan üç dört dakika kadar önce girdiğimiz camide, kenarda köşede oturmuş en fazla on kişi bulunuyordu. Ne zaman ki ezan okundu, daha müezzin minareden inmeden içerisi neredeyse dolmuştu. Zaten küçük bir yapısı olan camide bir anda en azından yetmiş kişilik cemaat oluştu. Bu da çevredeki esnafın Kapalıçarşı’nın içerisinde bulunan bu güzel mabedi bir başına bırakmadığının bir kanıtı adeta. Kesinlikle çok hoş bir şey.

Özetle, ailecek veya arkadaşlarla yapılacak bir Kapalıçarşı gezisinin hemen ardından Çakır Ağa Camii’ne girip iki rekat namaz kılmak ve bu tarihi hoş atmosferi koklamak hiç de fena bir fikir değil. Şimdilik kendi bölümümü burada noktalıyor ve sözü hanımlara bırakıyorum.

Selamlar,

Uzun bir aradan sonra yeniden birlikteyiz, üstelik duyurmak istediğimiz değişikliklerle. Yakın arkadaşımız Betül artık yazılarıyla da bize eşlik edecek. Ona bir hoş geldin diyip, sözü daha sonra Betül’e bırakmak kaydıyla yeni camimizi anlatmaya başlıyorum.

Betül’ün Kapalıçarşı’da çalışıyor olması yolumuzu Çakır Ağa Camii’ne düşürdü. Kapalıçarşı’nın içinde mescit beklerken karşımıza gerçek bir cami çıkması beni oldukça şaşırttı açıkçası. İstanbul’daki en küçük cami olduğunu düşündürüyor burası. Öyle ki, girişindeki dik merdivenleri çıkıp cami girişine ulaşınca minyatür bir camiye girmeye çalışıyormuşum gibi hissettim.

Çakır Ağa Camii kadınlar bölümü

Çakır Ağa Camii’nde kadınlar ve erkekler için ayrı giriş bulunmuyor. Kadınlar bölümüne perdeli kapıdan girip sağdaki merdivenlerden üst kata çıkınca ulaşılıyor. Zaten küçük olan caminin üst katı daha da küçük tabi. Bu bölümde sadece ufak bir alan tül perde ile kapatılmış, diğer kısımlar caminin tamamını görecek şekilde açık bir durumda.

Cami küçük olunca söylenecekler de çabuk bitiyor ancak özetle bu minyatür camiyi biz sevdik, sizlerin de yolunuz düşünce görmenizi isteriz.

Merhaba,

Ben bu güzel insanların güzel fikirlerinden nasiplenmeye çalışan Betül. Yani küçücük de olsa bir şeyler söylemiş olmak istiyorum. Nadide çarşımızın camisi de çok tatlı ama çarşı kadar karmaşık da. Aslında iki kadınlar bölümü varmış, hatta bir mağazanın içinden direk caminin icine çıkabiliyormuşsun. Bunlar benim esnaf teyzeden sonradan duyduklarım. (Duymadıklarım da vardır ama peşini bırakmayacağım bu işin) Balkon edasındaki kadınlar bölümü caminin dörtte üçünü görme imkanı sağlıyor. Paravansız alan olduğu için de mutluyum, cemaate daha dahil hissettirdi. Asma kat olduğundan zemin birileri yürürken sallanıyor, böyle bir hareket geliyor, hoş.


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/mdolmaci/public_html/camigezgini.com/wp-includes/class-wp-comment-query.php on line 405