Tütüncü Mehmet Efendi Camii

Cami Gezgini olarak bu haftaki durağımız Göztepe’de bulunan Tütüncü Mehmet Efendi Camii’ydi. Göztepe tren istasyonunun hemen yakınında bulunan bu cami, tarihi taş duvarları ve vitraylı camları ile oldukça etkileyici bir havaya sahip.

Caminin inşası 1899 yılında Tütüncü Mehmet Efendi’nin isteği ile gerçekleşiyor. Tütüncü Mehmet Efendi’nin hikayesi ise oldukça ilginç. Aslen Erzincan’lı olan Mehmet Halis Efendi, ticaret yapmak için kardeşi Yusuf Efendi ile beraber İstanbul’a geliyor. Önceleri pazarda terazi ile tütün satan bu kardeşler, daha sonra dönemin zenginlerinden Tahsin Bey ile tanışıyorlar. Tahsin Bey’in desteği ile İskeçe’den 40 hayvan yükü tütün getiren bu gençler, Küçükpazar’da küçük bir dükkan açıyorlar. İşleri iyi giden Mehmet Efendi, sonrasında Cibali’de bir adet tütün fabrikası kuruyor. Gel zaman git zaman, fabrikayı 95 bin altına satan Tütüncü Mehmet Efendi, Göztepe’de 1000 dönümlük bir arazi satın alıyor. Ardından bu arazinin bir köşesine bizim de ziyaretine gittiğimiz Tütüncü Mehmet Efendi Camii’ni yaptırıyor. (Daha detaylı bilgi için)

Avlu

Avludan içeri girdiğinizde, Tütüncü Mehmet Efendi Camii o güzel taş duvarları ile tam karşınızda sizi bekliyor. Caminin kıble tarafı avlunun kapısına doğru baktığından dolayı, camiye giriş sağ veya soldaki kapılardan sağlanıyor. Eğer abdestiniz yoksa, şadırvanı avlu girişinin hemen solunda görebilirsiniz. WC’lere ise şadırvanın yanındaki merdivenlerden inerek ulaşıyorsunuz. Her halükarda kaybolmazsınız, avludaki yönlendirmeler çok başarılı.

Yekpare camilerin aksine, Tütüncü Mehmet Efendi Camii iki ayrı bölümden oluşuyor. Biri enine biri boyuna uzanmış iki ayrı dikdörtgen şeklindeki bölümlerin birleşmesi ile kabaca “T” şeklinde bir yapı burası. Ence geniş olan kısmın iki yanından giriyorsunuz camiye, bu bölümde tavan düz. Buranın tam ortasında bir kapı ile diğer bölüme, yani caminin esas kısmına geçiyorsunuz. Duvarların etekleri ahşap kaplı olan bu kısımda, birbirinden bağımsız iki adet kubbe bulunuyor.

vitray

 

Caminin içi de dışı da oldukça hoş gözüküyor. Ancak tüm bu güzelliklerin içerisinde beni en çok etkileyen, camların üst kısımlarında bulunan vitraylardı. Sanatsal anlamda çok başarılı olan bu tarihi eserler, güneş ışıkları ile buluştuğunda ortama buram buram tarih kokusu yayıyorlar.

Henüz daha vakit girmediği için gidip sağ arka köşede bir yere oturdum. Yanımdaki duvarda ahşap kapı gibi bir şey bulunuyordu, ancak ne olduğunu tam olarak anlamamıştım. Ta ki imam (müezzin değil) gelip oraya girip, oradan ezanı okuyuncaya kadar. Daha önce hiç, caminin iç bölümünden geçilen bir minare görmemiştim. Hoş bir havası oluyormuş.

Gel gelelim, Tütüncü Mehmet Efendi Camii imamının güzel kıraati ile akşam namazını eda ettik. Namaz sırasında dikkatimi en çok çeken şey, imamın mikrofon kullanmıyor oluşuydu. Belki cemaat az diye tercih etmiyordur, nedenini bilmiyorum. Lakin aracısız insan sesi gayet güzel oluyor.

Cami içi

Belirtmeden geçmek istemediğim bir diğer nokta da, minberdeki ahşap işlemeler. Gerçekten minberin işçiliği o kadar başarılıydı ki, bir süre yakından incelediğimi itiraf etmem gerek.

Namazdan sonra caminin imamı Rıza Bayrak ile 5 dakika görüşme fırsatım oldu. Kendisi 21 yıldır burada görev yapıyormuş. Yani benim yaşım kadar! Bana Tütüncü Mehmet Efendi’nin hikayesini anlattı kısaca, bir de yaşadığı bir kaç hadiseyi. Cuma vakitleri alt kat, üst kat, hatta dışarısı bile dolu olmasına rağmen, hanımların isteği üzerine 5-6 kişilik onların da cumaya iştirak edebilecekleri ayrı bir yer oluşturduklarından bahsetti. Malum bu imkanı sağlayan çok sayıda cami bulunmuyor İstanbul’da.

Özetle Tütüncü Mehmet Efendi Camii aşırı gösterişli olmayan, mütevazi, ama yer yer büyüleyici detaylar içeren hoş bir cami. Ben beğendim. Yolunuz Tütüncü Mehmet Efendi Caddesine düşerse, eve yetişirim diye düşünmeyin, buraya bir uğrayın. Benden şimdilik bu kadar diyor ve sözü Esma’ya bırakıyorum.

Merhabalar,

Bugünkü durağımız Tütüncü Mehmet Efendi Camii. Sevdiğimiz bir ablamızın tavsiyesi üzerine gittik Tütüncü Mehmet Efendi’ye. Kapısından girip biraz da gezince bu camiyi anlatan kelimenin özen olduğunu düşündüm. Küçük ama problemleri çözmeye yönelik çözümleriyle oldukça özenli bir cami burası.

Hemen girişte camilerde görmeye maalesef alışık olmadığımız neyin nerede olduğunu gösteren yönergeler bulunuyor. Çoğu camide kadınlara ayrılan bölüm caminin arka köşelerine atılmışken, kapılarında levha bulunmazken, bizi (ya da beni) her seferinde strese sokarken, Tütüncü Mehmet Efendi Camii’nde bu uygulamayı görmek çok hoşuma gitti. Velhasıl, sizlere kadınlar bölümünün nerede olduğunu önceden söyleyip heyecanını kaçırmıyorum şimdi 🙂

Kadınlar kısmı
Kadınlar kısmı, arka bölüm

Kadınlar bölümüne girince yine güzel bir uygulamayla karşılaştım: Ayakkabıları koymak için poşetler. Girişin küçük olması ve ayakkabıların elde kadınlar bölümünün içine çıkarılmasından dolayı oluşabilecek muhtemel kokuların önüne geçilmiş böylece.

Kadınlar kısmı, tahta perdeli bölüm
Kadınlar kısmı, tahta perdeli bölüm

Çoğu camide olduğu gibi Tütüncü Mehmet Efendi Camii’nde de, caminin üst katı kadınlar bölümü. Herşeyin yerli yerinde durduğu düzenli bir alan burası. Ancak ne yazık ki, üst katın oldukça büyük çoğunluğu caminin alt katından duvarlarla ayrılmış. Sadece ufak bir bölümü duvar yerine tahta perdelerle ayrılmış ve bir nebze de olsa camiyle bütünlük hissi uyandırıyor. Burada bulunduğum süre içinde camiye gelen bir başka kadının da direk bu ufak bölüme yönelmesi, bu hissi arayanın yalnızca ben olmadığımı gösterdi bana.

Ve son olarak, Tütüncü Mehmet Efendi’nin problemlere çözümleri olan bir cami olduğunu, imamla konuşunca da onaylamış bulunduk. İmamın, cuma namazı kılmak isteyen kadınlar için her yerin dolu olmasına rağmen bahçede imkanlar ölçüsünde bir yer ayarlamasını oldukça takdir ettim. Cuma namazı kılmak isteyen kadınlar için Tütüncü Mehmet Efendi Camii’ni buradan önermiş olalım.

Bir sonraki camimizde görüşmek üzere.


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/mdolmaci/public_html/camigezgini.com/wp-includes/class-wp-comment-query.php on line 405