Tevfikiye Camii

Bu haftaki mekanımız, tarihi kokusu ve gözleri kamaştıran manzarasıyla Arnavutköy sahilindeki Tevfikiye Camii. Yakın arkadaşım Mehmet Furkan Polat’ın tavsiyesi üzerine gittiğimiz bu cami, 1838 yılında ibadete açılmış. Ancak tarihi bir cami olmasından çok, İstanbul Boğaz’ına komşu olarak ikamet etmesi ile daha bir dikkat çekiyor Tevfikiye Camii.

Sultan II.Mahmut’un oğlu Şehzade Tevfik adına yaptırdığı bu cami, aynı zamanda Akıntı Burnu Camii olarak da biliniyor. Modernleşen dünyada böylesine güzel bir konumda bulunmasına rağmen mahalle kültürünü kaybetmemiş olan Arnavutköy sakinleri, Tevfikiye Camii’nin saflarını boş bırakmıyorlar. Gezintimize Arnavutköy’ün içinden başladığımız için, Furkan’ın anlattığı esnaf hikayeleri dolayısıyla bu semte bir kez daha gelme ve meşhur kunduracısı Mustafa abiyle, Ali Baba köftecisinde bir şeyler yeme arzusundayım. Lakin şimdilik konumuzdan sapmayalım ve Tevfikiye Camii ile devam edelim.

İlk gördüğünüzde şaşırmanız kuvvetle muhtemel, çünkü alışık olduğumuz Osmanlı mimarisinden çok daha farklı bir yapısı var bu caminin. Tek minareli olmasının yanı sıra, Tevfikiye Camii’nin kubbesi ve işlemeli dış duvarları bulunmuyor. Hatta fotoğraflarını incelerseniz sanki minare başka bir yapıya, binanın kendisi ise başka bir yapıya ait gibi hissedebilirsiniz. Biz bu ikilemi yaşaya duralım, avluda konumlanmış ve İstanbul Boğaz’ına doğru bakan iki adet bank; içine düştüğümüz araftan bizi çıkarıyor ve kendisini “Burada oturup güneşin doğuşu ne kadar da güzel izlenirdi bee…” düşüncesine bırakıyor.

Ezan vakti yaklaştığı için burada fazla zaman geçiremeden, şadırvana doğru yol alıyoruz. Tarihi bir cami olmasına rağmen buz gibi sular akmıyor musluklardan. Havanın soğuk olması dolayısıyla bu olay hoşumuza gitmiyor da değil. Lakin Tevfikiye Camii’nin süprizleri burada da kesilmiyor.

inner-part-of-the-mosque

Abdestimizi aldık ve ezan okunurken caminin içerisine girdik. Klasik çini motiflerinden eser yok! Bildiğimiz beyaz duvarlar üzerinde, çok sayıda ahşap pencere yer alıyor. Yüksek ve düz bir tavana sahip olan cami, bir Osmanlı camisi olduğu düşünülürse oldukça sade. Adımlarımızı atıyor ve 3.safa doğru yaklaşıyoruz. Hava soğuk, yeni abdest almışız. Üçüncü safa geldiğimizde ayaklarımızın altında hissettiğimiz o sıcaklık ile yüzümü bir tebessüm kaplıyor. Soğuk havalarda alttan ısıtma harika bir şey! O vakit için cemaatin aşırı fazla olmadığı düşünülürse, sadece ilk üç saf için alttan ısıtmayı açmış olmaları ihtimali oldukça yüksek. Farzdan sonra kim gider ki arkadaki saflara?!

Genç bir imamı var Tevfikiye Camii’nin. Gençliğin verdiği bir enerji mi bilinmez, kıraati tek kelime ile harika! Zaten en sevdiğim surelerden birisi olan Rahman Suresini de zamm-ı sure olarak okumaya başlayınca ben bir mest oluyorum. Aşağıdan sıcaklık, kulaklarda Kur’an ziyafeti; dokunmayın keyfime!

Zamanın nasıl geçtiği anlaşılmadan Amenerrasulü’ye varıyoruz. Yine çok güzel bir ses, cemaati pür dikkat kendisine odaklıyor. Gün bitiyor, Furkan cemaatten tanıdığı kişilere teker teker selam verirken, ben de onun arkasında insanların elini sıkıyorum birer birer.

Kesinlikle geldiğimize değen bir tecrübe. Yolu düşen herkesin Tevfikiye Camii’ne en azından bir kere uğramasını şiddetle tavsiye ediyorum. Hatta sırf cemaatle namaz kılmak ve avludaki banklarda boğazı seyretmek için bile gelinir. Ben sözlerimi burada tamamlarken, camiyi bir de kadın gözünden anlatması için kalemi Esma’ya bırakıyorum.

Herkese selamlar,

Arnavutköy’de harika boğaz manzarasıyla Tevfikiye Camii’ne bizi götüren arkadaşımıza bir de ben teşekkür etmek istiyorum. Sadece camiye değil, Arnavutköy’e yapılan kısa ama hoş bir geziyle başladık turumuza. Yatsı namazı için gittiğimiz Tevfikiye Camii’ni de oldukça beğendik. Bunun sebebi manzara mıydı, Tevfikiye’nin bu proje için ilk gittiğimiz cami olmasının heyecanı mıydı, yoksa imamın hoş sesi miydi bilemiyorum. Ama uzun zamandır bu kadar yoğun bir atmosferde namaz kılmamıştım. Bu yüzden, Tevfikiye Camii’nin mutlaka görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Şimdi sözü fazla uzatmadan kadınlar bölümüne geçelim.

Tevfikiye Camii kadınlar bölümü, ana girişten girince sağdan yukarı çıkılan üst katta bulunuyor. Üst kata çıkınca, asıl amacı alt katı görünmez kılmak isteyen ama haliyle camilerin o görkemli yapısından soyutlayan, hepimizin aşina olduğu perdeleri görmediğim için mutlu oldum. Tevfikiye Camii alışkın olduğumuz yüksek kubbeli yapıya sahip olmasa da, kadınlar bölümünün perdelerle kapatılmamış olması ferah bir hava katıyor, zaten kadın bölümündeki perdeleri oldum olası sevememişimdir.

Tevfikiye Camii’nde üst kat oldukça geniş ancak ufak bir bölümü bir kapıyla ayrılmış. Neresidir burası diye girince muhteşem bir manzarayla karşılaştım. Perde sevmeyen ben bile bu görüntüye kayıtsız kalamadım. Bu bölmeyi ayıran tahta perdenin aralarından giren ışıkla loş bir havası olan, sağ tarafında boğaz manzarasının görüldüğü kocaman, pervazlı bir penceresinin olduğu küçük bir alan vardı burada. Hem camiden tamamen kopuk hissettirmiyor hem de kendi haline kalmak isteyen hanımlar için oldukça güzel bir inziva alanı. Sadece bu küçük alan bile insanı Tevfikiye Camii’nin düzenli cemaati haline getirebilir.

IMG_3728

Gittiğimiz/gideceğimiz camilerde bir diğer dikkat ettiğim nokta kadınların abdest alma alanlarının durumu. Tevfikiye Camii bu konuda oldukça iyi durumda diyebiliriz. Temiz ve kış aylarında sıcak suyu olan bir abdesthanesi var.

Benim söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Bir sonraki camimizde buluşmak üzere efendim.


Warning: count(): Parameter must be an array or an object that implements Countable in /home/mdolmaci/public_html/camigezgini.com/wp-includes/class-wp-comment-query.php on line 405